OUTFITS
 

Room 95 on Erasmus: 1st Month

Room 95 on Erasmus: 1st Month

turkish -buttonHoi! Maastricht’e “evim” demeye başlayalı tam 1 ay 4 gün oldu, ve hayatımdan o kadar memnunum ki. Daha önümde 4 ayım olmasına ve geleli 1 ayı yeni doldurmuş olmama rağmen, Erasmus şimdiden bana bir sürü yeni şey gösterdi; farklı yerler, yüzler ve tatlar.

 

Maastricht Centraal istasyonundan ilk çıktığım anı halen hatırlıyorum, etrafıma kocaman gözlerle bakarken yüzümde büsbüyük bir gülümseme vardı. Çok doğal hissediyordum, bambaşka bir yerde olmaktan hiç korkmuyordum ve bavullarımı peşimden sürüklerken damarlarımda heyecanla akan kanı ve çarpan kalbimi hissediyordum. Uçak ve akabindeki 3 saatlik Amsterdam-Maastricht tren yolculuğundan yorgun düşmüş olsam da şu an 2. evim dediğim bu şehirde olmak çok güzel hissettirmişti. 

 

Hollanda ve buranın insanları bana şu ana kadar çok iyi geldi. Ufacık bile yabancılık çekmedim, herkes o kadar sıcakkanlı, yardımsever ve kibar ki. Sürekli yağan yağmur her ne kadar biraz can sıkıcı olsa da, havanın açacağı önümüzdeki günleri iple çekiyorum, şehrin tadını çok daha iyi çıkartabileceğim.

 

Buraya geldiğimden beri çok fazla seyahat ettim, özellikle Hollanda sınırları içersinde. Toplu taşıma, nasıl işlediğini anladıktan sonra çok kolay (ki ben sistemin işleyişini oturtana kadar biraz sıkıntı çektim). İki kere Amsterdam‘a gittim, ilkinde İstanbul’dan iki arkadaşım gelmişti, ikincisinde de kuzenim ve arkadaşları birkaç günlüğüne Amsterdam’da kalıyorlardı. Birkaç kez Utrecht‘e gittim çünkü erkek arkadaşım da orada Erasmus’ta ve trenle aramız sadece 2.5 saat. Daha sonra, birinci yılımızı kutlamak için (aww :P) beraber Brugge‘ye gittik. En son olarak da Marina and the Diamonds konseri için Den Haag‘daydık. Gerçekten hayatımın unutulmaz gecelerinden biriydi, kendisinin çok büyük bir hayranıyım ve şarkılarının tamamını kalpten ezberlemiş durumdayım (sapık mıyım?). Seyahat etmenin dışında, hayatımın büyük bir bölümünü bir de biralar oluşturuyor şu sıralar. Normalde çok fazla alkol seven ve dolayısıyla tüketen biri değilimdir, ama buradaki bazı biraların ne kadar güzel olduğuna inanamazsınız, sanırım içimdeki Hollandalıyı (ya da Almanı?) buldum.

 

Bunun dışında okul… okul işte… İstanbul’daki sistemden o kadar farklı ki, her haftaya sorumlu tutulduğum okumalara ve “grup toplantılarına” alışmam biraz zaman aldı. Ama gerçekten kendi sistemimize nazaran bu sistemin çok daha etkili bir öğrenim tekniği olduğu kanısına vardım.

 

Aynı zamanda, burada tek yaşadığım için, haliyle yemek ve temizlik yapmaya başladım. İlk hafta o kadar zor geçti ki. Normalde çok dağınık biriyimdir (pis değil, sadece dağınık) ve küçücük stüdyomda tüm eşyalarımın oraya buraya saçılmış olması beni rahatsız etti. Yemek yapmak, öte yandan, bambaşka bir serüven benim için. Canım Annemin ve ya dünyanın en güzel yemeklerini yapan Anneannemin ev yemeklerine alışkın olduğum ve yemek yapmayı bilmediğimden, şu ana kadar sadece makarna, patatesli yumurta ve bezelye yaptım. Biraz zaman alacak olsa da ben de adam olacağım!

 

Son paylaşmak istediğim nokta, bisiklet sürmeye halen alışamamış olmam. İstanbul’da her yere arabayla gitmeye alışkınım, ve buraya geldiğim ilk zamanlarda tam Hollanda deneyimi yaşamak istediğimden kendime bir bisiklet satın aldım. Tek problem, her ne kadar Maastricht hemen hemen dümdüz olsa da, nefessiz kalmam ve evim-okulum arası sadece 15 dk gibi bir mesafe olsa da bacaklarımın uyuşması. Vücudumun bu kadar uyuşuk olması gerçekten sinir bozucu ama daha aktif olmayı kafaya koymuş durumdayım!

 

Evet, sanırım bunlar buradaki ilk ayımı özetliyor. Galiba blogum eve dönene kadar moda içeriğinden çok seyahat blogu haline gelecek, çünkü yanımda zorla fotoğraflarımı çektireceğim kardeşim yok :( Umarım siz de hayatınızdan memnunsunuzdur!

 

Bir dahaki sefere dek,
Gülümsemeye devam edin,
Eda G

buttonHoi! It has been a month and 4 days since I started calling Maastricht my home, and life couldn’t get any better ever since. Being on Erasmus has taught me a lot of things even if it had only been a month and I still have 4 more to come; with lots of new places, faces and tastes.

 

I remember the first time I got out of the Maastricht Centraal train station, looked around with my eyes so wide and a smile on my face. It felt so natural, I wasn’t scared to be in a complete different place than my home, and I felt the blood rushing through my veins and my heart pumping as I carried my luggages all around. I was so tired from the plane, the 3 hour long journey from Amsterdam to Maastricht but it felt so damn good to finally be in a place which I now call as my 2nd home.

 

Holland, sorry the Netherlands, and Dutch people have been so nice to me so far. I haven’t felt the slightest homesick that I feared I would, everyone here is so friendly and polite and kind. The constant downpour is obviously a hands down for me though I’m counting on the days where the sun will stay in its place, and I’m really looking forward to enjoy the city more, in better weather.

 

I’ve been traveling a lot ever since I came here, particularly within the Netherlands as public transportation is so easy once you know how it functions (it took me a while to really understand the system to be honest…) I’ve been to Amsterdam twice, once when my friends from Istanbul came there for a visit and the second time when my cousin and her friends stayed there for a couple of days. I’ve been to Utrecht a couple of times as my boyfriend is on his Erasmus there, and it’s only 2.5 hours by train. Then, we went to Brugge to celebrate our first year anniversary (aww :P), and then to Den Haag to see Marina and the Diamonds live. It was one of the greatest nights of my life, I’m such a big fan and seeing her live was beyond amazing, I know all her songs by heart really. Apart from traveling, drinking beer has become a big part of my life. I normally don’t like and consume that much of alcohol, but you’d be surprised to see how great some of the beers here taste, I really found my inner Dutch (or German?) I suppose.

 

School, on the other is… school… The system is very different than what I have at home and it took me a while to adjust to the whole tutorial meetings and reading that I had to do for each week. But I really think it’s a more efficient learning method compared to our regular curriculum.

 

I’ve also started cooking, and cleaning as I’m living alone now. It was so hard on the first week. I’m a very messy person (not dirty, but really messy) and it drove me crazy when I had my stuff all over the place in my small studio. Cooking on the other hand is a whole another adventure. I’m so used to eat healthy food cooked by my lovely mother or my grandmother who’s the best cook in the whole world, and I had made only pasta, scrambled eggs with potatoes and green pea so far. I’m getting there, slowly but surely!

 

One final note, I really have to get used to cycling. I’m so used to driving around back in Istanbul and when I came here, I wanted to live the full Dutch experience and bought myself a bicycle. The only problem is that, even Maastricht is pretty much all flat, I can’t seem to catch my breath and stop my knees from aching so much, and it’s only 15 minutes that I cycle from my house to my uni. I hate how humble my body is really, but I’ve made my mind about being more active!

 

So, this pretty much sums up my first month here. I suppose my blog posts will consist more of travel posts rather than fashion contents as I don’t have my brother here whom I’ve forced him to take my photos back home. Hope you’re doing well as well!

 

Until the next time,
Keep on smiling,

Eda G

follow my Instagram to see more of my adventures: // hayatımı daha yakından görmek için Instagram’ımı takipte kalın:

@eda_guler

Eda G
roomxcv@gmail.com
  • Sunita Ramic

    Wow… Great post love it!

    Xoxo

    Sunita | http://www.alittlebitof.at

  • Utrecht is beutiful! Was there few months ago and you are right that Dutch are friendly and it actually felt like home during my stay in Amsterdam. Cycling was also the part that we favour the most since I live in a city and most travels are done by car, being able to travel ‘manually’ was a great experience :)

    Real Life Nerd

    http://www.vivienekok.com

  • Kristina

    beautiful captures of the city… it looks so alive!
    http://dayinmydreams.com/

  • viktoria

    Beautiful post!

    thedaydreamings.blogspot.com

  • I love this amazing city and I can say you manage to capture every single shade of. super cool.

    http://www.closinpills.com

  • Kiki

    Never been there, but it does look gorgeous.
    http://kikisparlour.blogspot.co.uk